Kene endişelendiriyor

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de Covid-19’la mücadele devam ediyor. Ancak son günlerde özellikle Kırım Kongo Kanamalı Ateş (KKKA) konusunda da ciddi endişeler bulunuyor. İnönü Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doçent. Dr. Şükrü Gürbüz, Malatya’da şu anda KKKA vakası görülmediğini ancak dikkat edilmesi gerektiğini belirtirken, bu hastalığın ayrıntılarını da gazetemize anlattı.

Kene endişelendiriyor

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de Covid-19’la mücadele devam ediyor. Ancak son günlerde özellikle Kırım Kongo Kanamalı Ateş (KKKA) konusunda da ciddi endişeler bulunuyor. İnönü Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doçent. Dr. Şükrü Gürbüz, Malatya’da şu anda KKKA vakası görülmediğini ancak dikkat edilmesi gerektiğini belirtirken, bu hastalığın ayrıntılarını da gazetemize anlattı.

Kene endişelendiriyor
06 Temmuz 2020 - 14:00

Malatya İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Acil Tıp Ana Bilim Dalı Öğretim Görevlisi Doçent. Dr. Şükrü Gürbüz, kene ısırmasıyla bulaşan KKKA (Kırım Kongo Kanamalı Ateşi) hastalığıyla ilgili açıklamalarda bulundu. Gürbüz, “Dünyada Kırım Kongo Kanamalı Ateşine bağlı ölüm oranı yüzde 15-30 arasındayken, bizim ülkemizde yüzde 5’tir” dedi. Ayrıca Malatya’da şu an için vakanın görülmediğini belirten Gürbüz, kenenin genellikle bacaklar ve kolları daha çok tuttuğunu fakat vücudun herhangi bir yerini de tutabileceğini söyledi.

BİNLERCE TÜRÜ VAR

Kenenin nasıl tanınacağı anlatan ve her türünün zararlı olmadığını vurgulayan Gürbüz, şu şekilde açıkladı:
“17 binden fazla kene türü olduğu bilinmektedir. Keneler sekiz bacaklı, ağız ve torba kısımları bulunan eklembacaklılardır. Bacaklarının uçlarında gözle görünmeyen çengeller ve vantuzlar vardır.  Dört milimetre (mm) olan bir dişi kene 11-12 mm’ye kadar şişebilir. Kenelerin hepsi zararlı değildir. Deriye rahatça yapışarak yapıştıkları insan ya da hayvanın kanını emerler. İyice şiştikten sonra kendilerini yere atıp uzaklaşarak ot veya ağaçlara tırmanırlar. Ormanlarda bulunduğu ağacın altından bir insan ya da hayvan geçtiği takdirde üzerine düşüp derisine yapışır ve derisine hortumunu sokarak kanını emerler.”  

Kene ısırığının belirtilerini açıklayan Doçent. Dr. Şükrü Gürbüz, “Kene ısırması ve sonucunda meydana gelen hastalık, kenenin kendisini direk ısırdığı yerde görülebileceği gibi kene ısırmasını takiben 10 gün içerisinde ateş, titreme, baş ağrısı, bulantı, halsizlik, vücutta yaygın kas ağrıları ve kanamalarla da farkına varılabilir” dedi.  


EN TEHLİKLELİ HASTALIKLARDAN BİRİ

Kenelerin bulaştırdığı hastalıklar ve bulaşma yolları hakkında bilgi veren Gürbüz:
“Birçok bakteri, virüs, parazit, mantar ve solucan kökenli yaklaşık 800 hastalığa sebep olabilirler. Alerjik reaksiyonlara da yol açabilirler. Oluşturduğu en tehlikeli hastalıklardan biri Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA)’dir. Ülkemizde ilk olarak 2002-2003 yıllarında kene ısırmasına bağlı Kırım Kongo Kanamalı Ateşi tespit edilmiştir. Bu hastalık ülkemizde ölüme sebebiyet veren olgular görülmesine neden olmuştur. Virüsü taşıyan kenelerin insan vücuduna tutunması, virüsü taşıyan kenelerin çıplak el ile ezilmesi, KKKA virüsünü taşıyan hayvanların kan, doku ve diğer vücut sıvıları ile temas edilmesi, KKKA hastalarının kan ve diğer vücut sıvıları ile temas edilmesi ile bulaşabilmektedir” ifadelerini kullandı.

TARIM VE HAYVANCILIKLA UĞRAŞAN HERKES RİSK ALTINDA

Kene ısırığında kimlerin risk altında olduğunu ve Türkiye’de hangi bölgelerin birinci derecede risk altında olduğunu belirten Gürbüz, “Dünya’nın her bölgesinde bulunurlar. Virüs taşıyan keneler ülkemizde Karadeniz iklimi ile step ikliminin kesiştiği bölgelerde bulunurlar. Bu tür keneler bodur meşelik alanları ve yaban hayvanların bulunduğu yerleri tercih ederler.  Türkiye'de virüs taşıyabilen keneler için esas odak noktaları özellikle Çorum, Tokat, Amasya, Yozgat,  Çankırı, Gümüşhane, Sivas, Kastamonu, Tunceli, Bingöl, Karabük, Samsun, Artvin ve Erzurum’dur. Kırsal alanda yaşayan, pikniğe giden, tarım ve hayvancılıkla uğraşan herkes kene ısırması açısından risk altındadır” şeklinde konuştu.

GELENEKSEL YÖNTEMLERDEN KAÇININ

Kene ısırılmasında ilk yardımın nasıl yapılacağını, acil servise gitmeden önce yapılan müdahalenin nasıl olacağını ve eğer kendimiz evde çıkarabilecek durumdaysak keneyi vücuttan nasıl çıkaracağımızı anlatan Gürbüz, “Kene genellikle bacaklar ve kolları daha çok tutar. Fakat vücudun herhangi bir yerini de tutabilir. Halkımız vücudunun herhangi bir yerinde kenenin tutunduğunu gördüyse vücudunun diğer yerlerini de mutlaka kontrol etmelidir. Çünkü kene ısırığı ağrısızdır ve hissedemezsiniz. Kenenin vücutta tutunduğu sırada parçalanmaması, patlatılmaması gerekmektedir. Bu tarz durumlarda kene torba kısmındaki zehri tutunduğu kişiye boşaltıp hastalık oluşturabilir. Halk arasında uygulanan vücuda tutunmuş kenelerin üzerine sigara basmak, kolonya, gaz yağı, eter dökmek gibi yöntemlerden kaçınılması gerekir. Kenelerin parçalanmadan ve patlatılmadan bir an önce çıkarılabilmesi için en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerekmektedir. Sağlık kuruluşuna başvurana kadar da keneye dokunulmamalıdır. Kene kendiliğinden çıkarsa bu bölge alkol ya da bol sabun ve suyla temizlenmelidir. Birkaç saat içinde ulaşabileceğiniz yakınlıkta bir sağlık merkezi yoksa keneyi T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından önerilen yöntemlerle kendiniz çıkarmayı denemelisiniz. Ucu ince bir cımbız yardımıyla, kenenin vücuda en yakın noktasından (kan emdiği hortumdan) nazikçe ve sağlam bir şekilde kavrayıp çekerek keneyi çıkarabilirsiniz.  Daha sonrasında on gün içerisinde ateş, titreme, baş ağrısı, bulantı, halsizlik, vücutta yaygın kas ağrıları ve kanamalar görülmesi durumunda en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerekmektedir” diye konuştu.

ÇIPLAK ELLE KOPARILMAMALI

Kene ısırıklarından korunmak için neler yapmamız gerektiğini, erken fark edilmesinin hastalıkların bulaşma oranını düşürdüğünü ve kenelerin yoğun bulunduğunu; piknik, kamp, tarım arazileri, hayvan barınakları gibi alanlara küçük çocukların götürülmemesini söyleyen Dr. Gürbüz, “Mümkün olduğu kadar kenelerin bulunabileceği hayvan barınakları, doğal alanlar, ormanlar, orman kenarları, tarım arazileri gibi alanlardan kaçınılması gerekmektedir. Bu gibi yerlere giden kişiler mümkün olduğunca vücutta açık kısım kalmamasına özen göstermeli kenelerin daha kolay fark edilmesi amacıyla olabildiğince açık renkli elbiseleri tercih etmeleri gerekmektedir. Kenelerin vücuda girebileceği yerlerin kapatılması gerekmektedir.

Keneler en çok pantolon paçalarından girdiği için pantolon paçalarının çorap içine alınması ya da çizme giyilmesi kene tutunmalarını azaltacak iyi yöntemlerdir. Hayvan barınakları, doğal alanlar, ormanlar, tarım arazileri, piknik alanlarından dönüşte mutlaka vücut ve elbiseler kene yönünden kontrol edilmeli, kene varsa uygun şekilde uzaklaştırılmalıdır. Vücuda tutunan kene ne kadar kısa sürede vücuttan uzaklaştırılırsa hastalıkların bulaşma riski de o ölçüde azalmaktadır. Kenelerin bulunabileceği alanlara küçük çocukların götürülmemesine özen gösterilmelidir.  Özellikle tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar vücutlarını, çocuklarının vücutlarını ve kıyafetlerini sık sık kene tutunması bakımından kontrol etmelidir. Pikniğe giderken kişiler vücutlarına böceksavar ilaçlar sürebilirler.  Hastalığı olan kişilerin kanlarına veya diğer vücut sıvılarına korunmasız bir şekilde dokunulmamalıdır. Piknik veya kamp alanlarında yere oturulacaksa keneyi fark edebilmek için açık renkli örtü serilerek yere oturulmalıdır. Hayvanlar üzerinde bulunan keneler kesinlikle çıplak elle koparılmamalıdır. Hayvanların kanlarına ve diğer vücut sıvılarına korunmasız bir şekilde dokunulmamalıdır. Eğer dokunulacaksa mutlaka eldiven ve önlükler kullanılmalıdır. Kümesler ve ahırlar ilaçlanabilir, fakat ahırlar ve meralardaki hayvanlar birlikte ilaçlanmasına özen gösterilmelidir” sözlerini sarf etti.

Doçent. Dr. Şükrü Gürbüz, dünyada Kırım Kongo Kanamalı Ateşine (KKKA), bağlı ölüm oranın yüzde 15-30 arasında olduğunu ve bizim ülkemizdeki oranında yüzde 5 civarında görüldüğüne dikkat çekti. Ayrıca Malatya’da şu an için vakanın görülmediğini de belirtti. (TAHİR ÖZÇELİK)

HABERMALATYADAN.COM

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum